SPOR

Bu insanlar birbirinin yüzüne nasıl bakacak

‘Bu insanlar birbirinin yüzüne nasıl bakacak?’

Habertürk Spor yazarı Serdar Ali Çelikler yazdı.

Bizim rezalet ötesi kamp sürecimizle ilgili herkesin deve kuşu taklidi devam ediyor. Marsilya’daki kampta, Arda Turan ve Burak Yılmaz’ın da içinde bulunduğu 4-5 futbolcunun analist Metin Çakıroğlu Hoca’ya herkesin içinde “Söyle o hocana (Fatih Terim’i kastederek) biz olmasak o bir hiç” diye bağırdıkları iddiası doğru mu? Ne oldu da birbirlerine saygı sevgi gösterdiklerine canlı şahit olduğum bu insanlar bu duruma düştü? Dünya Kupası eleme maçları için buluşulduğunda bu insanlar birbirlerinin yüzüne nasıl bakacak?

EURO 2016 geride kaldı. Şampiyon Portekiz oldu ve “Adamım” Ronaldo, bizim ‘çakma yıldızcık’larımıza “Dünya Starı” ne demekmiş gösterdi.

Bizim rezalet ötesi kamp sürecimizle ilgili herkesin deve kuşu taklidi ise devam ediyor. Ben de sormaya devam ediyorum. Ne oldu kardeşim? Antalya kampından başlayan; Marsilya’da ayyuka çıkan, hoca ile topçular arasındaki krizlerde neler yaşandı? Kim kime ne dedi? Bize bu rezil milli takım dönemini yaşatan olayın başlangıç noktası ne? Marsilya’daki kampta, Arda Turan ve Burak Yılmaz’ın da içinde bulunduğu 4-5 futbolcunun analist Metin Çakıroğlu Hoca’ya herkesin içinde “Söyle o hocana (Terim’i kastederek) biz olmasak o bir hiç” diye bağırdıkları iddiası doğru mu?Belki bu açık seçik mesajı Metin Hoca, Fatih Terim’e hiç iletmemiştir bile ama futbolcuların arasında bile sürekli konuşulan bu iddialar artık ayyuka çıktı.

Ne oldu da birbirlerine saygı sevgi gösterdiklerine canlı şahit olduğum bu insanlar bu duruma düştü? En önemlisi 5 Eylül’de başlayacak Dünya Kupası eleme maçları için buluşulduğunda bu insanlar bir daha birbirlerinin yüzüne nasıl bakacak? Ben bu ekip ile birlikte 14 Kasım 2015’te Katar’dan birlikte döndüm. Arda Turan ve Fatih Terim’le aynı anda yan yana sohbetler ettim. O günlerde hiçbir sorun gözükmeyen bu iki önemli karakter arasında Antalya ve Marsilya kamplarında neler oldu ki bugün bu iddialar kulaktan kulağa fısıldanıyor? Prim tartışması değilse ne? Anlatın da biz de bilelim.

metin

PRİM TARTIŞMASI İZLANDA’DA BAŞLADI

Bu turnuvaya katılabilmek için geçmemiz gereken elemelerin ilk maçı İzlanda deplasmanındaydı. O maçtan önce İskoçya’da kamp yapıldı. O dönem Başkan Yıldırım Demirören ve Fatih Terim’in kararıyla milli takımın başarı primi açıklandı. Açıklanan karara göre maç başı prim çok az bir meblağ idi ve asıl ağırlıklı prim turnuva katılımına hak kazanılması halinde verilecekti. Sonrasını biliyorsunuz. İlk 3 maç paket olduk. Amsterdam’daki Hollanda maçından önce prim sistemi değişti ve maç başı primlere ağırlık verildi. Yine turnuva katılımına bir ödül vardı ama prim havuzu miktarı düşürüldü. Oyna-yenparayı al dönemi başladı. Sonra başardık. Asıl mesele de havuz primi dağılımı esnasında yaşandı. Oynayıp anında yatan primlerde sıkıntı çıkmadı. Ama havuz primleri dağıtıldığında kıyametler koptu. Sonrasındaki iddiaları biliyorsunuz. Birçok yerde yazıldı çizildi. TFF yeni bir karar aldı ve prim sistemini yeniden değiştirdi. Bu kez turnuvaya katılım için prim konacağı açıklandı. Şimdiden söyleyeyim bu sistem ölü doğmuştur. Kimse kusura bakmasın gerçekleri yazıyorum: Futbolcuların birçoğu milli dava için falan oynamıyor. Kulüp takımlarındaki kazançları o kadar çok ki ‘maç başı’larından olmak istemediklerinden sakatlanmamak adına topa ayaklarını sokmuyorlar. Bir milli maç nedeniyle 2-3 hafta sakatlığı göze almaları için 2-3 haftalık ‘maç başı’larını karşılayan primler verilmezse ‘topa girmiyor’lar. Bu 2002 Dünya Kupası sonrası yaşanan jeep krizinde de böyleydi, Abdullah Avcı zamanında da.. Volkan Demirel de “Prim haktır” diyerek gerçek düşüncesini söyledi zaten.Prim yoksa milli oyuncu falan da yoktur. Bugüne kadar böyleydi bundan sonra da böyle olacaktır.

HABERTÜRK



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir